Hayatı Blogluyoruz!: 2011

Pazartesi, Aralık 26, 2011

Cehennemde Balo Geceleri



Uzun süredir elimde olup hakkında gördüğüm kötü eleştiriler ile okumaya yanaşmadığım Cehennemde Balo Gecelerine çok misafirli bir bayram gecesi el atmıştım okuyucu.
Benzerlik görmüş olsam gerek isimle :)
Hani şu taaa o zamandan beri bir şey paylaşamadığım kurban bayramından bahsediyorum maalesef.

 İsim yapmış yazarların kısa hikayelerinden oluşan bu kitabın esas amacı gelirinin First Book'a bağışlanacak olmasıymış.
Harlequin gibi yine bizim ülkemizde de olaydı diye yakındığım bir kuruluştur kendisi.
Düşük gelirli ailelerin çocuklarına kitap sahibi olma şansı veren organizasyona ülkemizdeki bu kitap fiyatlarıyla en çok bizim ihtiyacımız var.
Zaten kitap okumaya üşenen bir milletiz, bu fiyatlarla her şey daha da zor.
Neyse gelelim konumuza..
Daha detaylı bir First Book araştırması ile yine yazar bilgilendiririm seni okuyucu.

Kitapta ilk hikaye Alackaranlık serisi ile tanıdığımız Stephenie Meyer'den geliyor.
Kadının hayal gücüne bir kez daha hayran kalsam da bir alacakaranlık kadar bir göçebesi kadar sevemediğimi söylemeliyim.
Diğer yazarları ismen bilmesem de araştırdığımda alanlarında isim yapmış kimseler oldukları da gözümden kaçmadı.
Yabancı e-booklarını indirip okumalıyım diye not aldım; vakit ayırabildiğim bir zaman.
5 hikayemiz var toplamda ve hepsinde bir balo olayı söz konusu ayrıca hepsi de paranormal.
Ve hepsi de yarım kalmışlık hissi veriyor nedense...
Bilmesem tanıtım yayınlamışlar devamı gelecek derdim.

Kitabı okuyacaklar için tavsiyem çok büyük beklentiler içinde olmasınlar.
Kocamancana Stephenie Meyer yazısına ise hiç kanmayın.
Her hikayenin kendince bir okunurluğu, bir hayal alemi, sürükleyiciliği var elbet 
ama bağlayıcılık için bir şey diyemeyeceğim.


Bir yolculukta okuyup hoş vakit geçirebilirsiniz;
kitaplığımda ille bulunsun demezsiniz.

Kısa zamanda tekrar görüşmek dileğiyle,
İyi okumalar :)

Cuma, Aralık 09, 2011

Filmi Yapılmış Kitaplardan Seçmeler


Yazar:
David Nicholls
Kitap:
Bir Gün
Orjinal Adı: One Day
Kitap Hakkında:
     1988 yılıydı Dexter Mayhew and Emma Morley henüz sadece tanışmışlardı.Fakat sonra bir gün bir araya geldiklerinde birbirlerini düşünmeden edemiyorlardı.Yirmi yıl içinde bu ilişki her yılın 15 temmuzunda aynı gün ortaya çıkar..
      Dex ve Em'in çekişmeleri ve kavgaları, umut ve kaçırılan fırsatları, kahkaha ve gözyaşları.Ve bu önemli günün gerçek anlamı ortaya çıkmıştı onlar saf aşkı yakalamak için çaba göstermeliydiler..


One day kitabının filmini izlemek istiyorsanız;

ONE DAY 1.part izle

ONE DAY 2.part izle

Cumartesi, Kasım 19, 2011

Marc Levy - Bay Daldry'nin Sıradışı Yolculuğu(L'étrange voyage de Monsieur Daldry)

  Marc Levy / Bay Daldry'nin Sıradışı Yolculuğu
O ,arkadaşlarıyla birlikte mutlu bir hayatı olan ,parfüm tasarımcısı...
Bilinmeyen bir kapısı vardı ve bu onun olağanüstü sırrıydı...
O eksantrik ve yalnız, bir ressam, O,bu genç kadının kapı komşusu oldu.
Bu kader onları bir araya getiren bir karnaval dönüyor.
Hikaye ile birlikte yıl boyunca gömülü bir geçmişin arayışı içinde tuhaf gezileri çıkacaksınız.....
        Yaşamında sayısız adam onun arkasından gitti.Onu bulmak için uzun bir yolculukları var.Londra,1950 Alice tutkulu çalışmaları arasında, kendi arkadaş grubu içinde,sakin bir hayat yaşıyor.Ancak, Noel arifesinde hayatı tamamen değişecek.. Karnaval gecesi psişik güçlere sahip gizemli birisi Alice'e geleceğini söyledi.Alice batıl inançları olmayan biriydi,ama zihninden bu sözleri çıkaramaz olmuştu ve geceleri gerçekliği anlaşılmaz görünen kabuslar ile uyanıyordu. 
      ...Ve kapı komşusu..Sayın Daldry, lisans eğitimini almış, eksantrik ve komik bir beyefendi.. Onu kaderine götürecek altı kişiyi bulmak için ikna eder. Ve Londra'dan İstanbul'a, o garip bir yolculukta ona eşlik etmeye karar verir ...
      Marc Levy'nin bu romanının yayın tarihi 21.04.2011dir.Türkiye'ye henüz gelmemiş bir kitaptır.

Salı, Kasım 15, 2011

Bloğ Mutfağından Duyuru;20 Kasım 2011 Beylikdüzü Tüyap Kitap Fuarında Destek Yayınları standında Mehmet Coşkundeniz 'in imza günü....

Mehmet Coşkundeniz / Beni Bir Tek Aşk Aldatmadı


Her gidiş bir bitiştir, bunu biliyorum ama her bitiş bir başlangıç değilmiş, öğreniyorum.
Gelmeyeceğini bile bile, bir daha sana asla dokunamayacağımı bile bile özlüyorum. Delilik işte...
''Ağlamayalım''demiştik, ben sözümü tutamadım.
Şarkıları ne yapacağız söylesene, ya bu şehrin sokaklarını?
Ayrılığın ustası olunmuyor sevgilim, ayrılık öğrenilmiyor...
O gece, giderken içtiğin şarabı koyduğum kadehi yıkamadım, sakladım.
Bazen, hasret artık dayanılmaz olduğunda masanın başına o kadehi koyuyorum.
''Şarabın gazabından korkmadan''seninle içiyorum.
Sarhoş olamıyorum mesala.
Meğer ben bir tek seninle güzelleşiyormuşum...''

Pazartesi, Kasım 14, 2011

Yeni Çıkan Kitaplardan Seçmeler;Marilyn Monreo - Bitmemiş İtiraflar


MARILYN MONREO / BİTMEMİŞ İTİRAFLAR

     ''Orada benim için özel birşey oldu ve bunun ne olduğunu biliyordum.Köhne bir odada, elinde uyku hapları ve boş bir şişe ile ölü bulunan o kız gibiydim''.....
       1954 yılında Marilyn'in danışmanı Charles Feldman,ünlü aktirstin anılarını yazılı olarak yayınlamak için Ben Hecht ile temasa geçti.28 yaşındayken,zaten ilk başarısını da dahil olmak üzere yirmi film,( Niagara ve Gentlemen Prefer Blondes), bolca dedikodu,skandal afişler ve buluşlar yorgun düşürmüştü onu.Kişisel nedenlerden dolayı Marilyn bu seanslara devam etti, ama fotoğrafçı ve arkadaşı Milton Greene'e ömür boyu bitememiş metin verdi.Yirmi yıl villasında yanlızlığını sürdü ta ki o Ağustos gecesine kadar,Milton Greene,tüm sayfaları on iki yıl toplama sonucunda  ebedi uykusunu ve yıldız ın ne demek olduğunu halka göstermeye karar verdi.
        Bu kitapta Marilyn Monreo'nun bitmemiş itirafları ve gizli kalmış anıları toplanmıştır.Bir zamanlar harkülade hızlı bir yaşamın nerelerde son bulduğunu gösteren gerçeklerin yeraldığı bir kitaptır ve 13 ekim 2011 de Fransa da yayınlanmış henüz Türkiye'ye gelmemiştir.

Çarşamba, Kasım 09, 2011

Chess love(Satranç Aşkı:)


Hi my faitful spectators I want to tell about 'my chess love'
chess is a great world which gives you the opportunity to be King in your game,like life.This is a strategy game,and don't forget to protect your stone with your stone...
I want to tell about chess history;
   Çaturanga is a game which is playing in Ms 600 and father of chess.
The historians think of that ;the budist priests who escaped religious persecution,taken away the chess game to the China.
    Chinese Chess  emerged at the end of the 8.century, and it was followed by the Japanese version of the Şogi.Chess arrived in Pers Country(today's İran) around the 625 years.Pers people called the game name 'Çatrang'.25 years after the Arabs gave the name of 'Chess'(finally:)I loved this name than Çatrang:))



(the pic; Alien vs predator)
                                                      
That s enough to about the chess history and I 'll tell about the incredible gamers;
First in memory of the greatest chess player of all time and all things Robert James "Bobby" Fischer.March 9, 1943 – January 17, 2008 was an American chess Grandmaster and the 11th World Chess Champion.After ending his competitive career, he proposed a new variant of chess and a modified chess timing system: His idea of adding a time increment after each move is now standard, and his variant Chess960 is gaining in popularity.According to me,Chess 960 is a different experience, the stones are crooked and you can't decide what you can move.

Let's talk about Kasparov;,he is a Russian (formerly Soviet) chess grandmaster, a former World Chess Champion, writer, political activist, and one of the greatest chess players of all time.Kasparov became the youngest ever undisputed World Chess Champion in 1985 at the age of 22.He held the official FIDE world title until 1993, when a dispute with FIDE led him to set up a rival organization, the Professional Chess Association. He continued to hold the "Classical" World Chess Championship until his defeat by Vladimir Kramnik in 2000. He is also widely known for being the first world chess champion to lose a match to a computer under standard time controls, when he lost to Deep Blue in 1997. Kasparov's ratings achievements include being rated world No. 1 according to Elo rating almost continuously from 1986 until his retirement in 2005 and holding the all-time highest rating of 2851.


                     SATRANÇ AŞKI HİÇ BİTMEZ!:)


Satrancın atası MS 600'de oynanan Çaturanga isimli oyundur.
Tarihçiler satrancın (daha doğrusu çaturanga'nın) din zulmünden kaçan budist rahipler yoluyla Çin'e götürüldüğünü düşünmektedirler. Çin satrancı 8. yüzyılın sonunda ortaya çıkmıştır ve onu Japon versiyonu Şogi takibetmiştir.Öteki tarafa dönüldüğünde, satranç 625 yılları civarında Pers mamleketine ulaşmıştır (Bugünkü İran). Persler bu oyuna Çatrang adını vermişlerdir. Araplar ise 25 yıl sonra satranç hastalığına yakalanmışlar ve Şatranç adını vermişlerdir.Nihayet:)Çatrang adını sevmemiştim zaten:=)




      Bu kadar satranç tarihi yeter gelelim satranç a damgasını vuran inanılmaz ustalara;bunlardan ilki Bobby Fischer yani Robert James Fischer dünyanın en iyi satranç ustaları arasında sayılmaktadır,Fischer'in oyunlarında kullandığı taktikler ve hamleleri, inanılmaz galibiyetleri, "Fischer Humması" biçiminde adlandırılır.Ana madde: Satranç960.


                               Robert James Fischer

    1996 yılında Fischer, "Fischer satrancı" olarak adlandırdığı yeni bir satranç çeşidi ortaya atmıştır. Buna göre piyonların arkasında bulunan taşlar, kuraya göre rastgele bir şekilde yerleştiriliyordu. Fischer, bu durumda bir oyuncunun yeteneğinin daha iyi anlaşılabileceğini ve de açılış teorisi hazırlıklarının rafa kalkacağını öne sürmüştürki bana göre pek de öyle sayılmaz chess960 biraz kafa karıştırıcı taş düzenine sahip bir oyun tasarlamış standarttan aksine açılış için bir kurgunuz ya da planınız olmuyor tamamen hissiyati bir şekilde oynuyorsunuz:)zaten dünyada kullanılan bir oyun olmadığı için sadece bobby'nin tasarısı olarak farklılığını korumakta ama ille de ben chess960 oynamak istiyorum diyenler için önereceğim bir site war; www.chesscube.com.

                                       Garry Kimoviç Kasparov

    Gelelim bir diğer muhteşem ustaya bu zat-ı muhterem Garry Kimoviç Kasparov biz ona kısaca Kasparov diyoruz:) 1985-2000 yılları arası dünya şampiyonu olan Rus satranç büyükustasıdır kendisi...1985'te Anatoli Karpov'u yenerek dünya şampiyonu unvanını kazanmış, bu unvanı 2000 yılında yenildiği Vladimir Kramnik'e devretmiştir.FIDE Rating listesinde gerçekleştirdiği 2851 ELO puanı şimdiye kadar gerçekleştirilmiş en yüksek puandır. Pek çok kişi kendisini tarihte görülmüş en güçlü oyuncu olarak değerlendirmektedir.Bu elo puanı şuana kadar geçen olmadı ancak Viswanathan Anand 2817 elo puanı ile biraz yaklaşmış durumda:)Malesef büyük üstat 2005 yılında satrançı bırakma kararı aldığını açıklamıştır.


Pazartesi, Kasım 07, 2011

Duyuru;Evettt ca-nımm bloğumun sessiz sakin izleyicileri

Evettt ca-nımm bloğumun sessiz sakin izleyicileri;
   Yazar ekibimle birlikte bir karar almış bulunuyoruz;bloğumuzu izlemeye gelen yabancı arkadaşlar bizden yayınlarımızı kendi dilimizin yanında ingilizce de yayınlamamızı istediler...Düşündük taşındık onlar da haklı fransız kaldıkları bloğa sadece bakmayla yetiniyorlar:) ehh bizde elimizden geldiği kadar,klavyemizin yettiğince türkçe yayınlarımızı çeviri mahiyetinde yabancı dilde de arasıra eklersek 'müslüman mahallesinde salyangoz satıyorlar' demeyin sonra:))
  Ayrıca en altta tek şarkılık müzik çalarımız için istekte bulunabilirsiniz,
bakarız duruma göre değerlendirebiliriz:)
Sağlıklı,mutlu ve huzurla yaşayabileceğimiz nice bayramlara...

Cumartesi, Kasım 05, 2011

Meet Dave ile Bayram




Bayram geliyor okuyucu.
Sana güzel bir tanıtım ile geldim.
Eğer seninde annen misafir çocuklarını başına bela ediyorsa;
abla size bilgisayar aççak diyorsa bu film tam sana göre.
Aman yumurcakların elinde oyun adı altında sefil olmasın yazıktır.
Oturt onları sende başlarında dur izleyin hepcenek teknoloji kurtulsun.
Neyse filmimiz Meet Dave - Bir çılgının içinde.
Çocuklar ve çocuk kalanlar için komedi dolu bir Eddie Murphy filmi.
Komik olaylar ile amerikan yaşantısından dokundurnalar ile bezenmiş bilim kurgu da diyebiliriz kendisine
Özetle küçük uzaylı adamlar dünyaya gelmek ve bizi keşfetmek için bir insan kılığındaki uzay gemisini kullanırlar.
Herkes bu robot-gemi-insan ile şoklarldadır.
O da insanlardan şaşakalmıştır
O nu da Eddie Murphy inanılmaz oyunculuğu ile canlandırmaktadır.
Bi tane de sabi sübyanımız var yardım eden falan.

Aslında gelme nedenleri su sıkıntısı cektıkleri gezegenleri için yolladıkları küreyi bulmaktır.
Ama bu çocuğun anası çarpınca gemi 48 saatlik ömrü kalmıştır yaşanan teknik sorunlarla.
Aslında robottan farkı olmayan bu küçümenler cani olarak gördükleri insanlardan duyguları ve diğer değerleri öğreneceklerdir.
Ve okyanuslarımızdaki suyu kendilerine mi alacak yoksa bize mi bırakacaklardır?
7/10

bir de alıntı;önemini izleyerek anlayabileceğiniz;
"-Neden benimle daha önce böyle konuşmadın?
  -Kendimi ifade edemeyecek kadar nilliydim."


İzlemek için tıkla...

Veee iyi bayramlar dilerim okuyucu :)

Perşembe, Kasım 03, 2011

Blog Mutfağından Seçmeler;2011 Nobel Ödülleri

Sevgili Blog okuyucuları size bu seneki yani 2011 yılı Nobel Ödüllerini takdim ediyorum;





NOBEL FIZIK ÖDÜLÜ
Saul Perlmutter, Brian P. Schmidt, Adam G. Riess
  2011 yılında Fizik Nobel Ödülü ikiye bölündü, Saul Perlmutter, Brian P. Schmidt ve Adam G. Riess   
  ortaklaşa diğer yarısı verilen bir yarısı , "Evrenin uzak süpernovalar ile hızlanan genişlemesi'' keşfi için.. 


NOBEL KIMYA ÖDÜLÜ
Dan Shechtman
  2011 yılında Kimya Nobel Ödülü Dan Shechtman verildi "quasicrystals keşfi" 

FIZYOLOJI DALINDA NOBEL ÖDÜLÜ TIP
Bruce A. Beutler, Jules A. Hoffmann, Ralph M. Steinman
  Bruce A. Beutler ve Jules A. Hoffmann, Fizyoloji ve Tıp 2011 Nobel Ödülü adaylar arasında ortaklaşa      
bölündü.Doğuştan gelen bağışıklık aktivasyonu ile ilgili keşifleri için "Ralph M. Steinman ve diğer yarısı onun keşfi için " dendritik hücre ve adaptif bağışıklık "keşfi için..


NOBEL EDEBIYAT ÖDÜLÜ
Tomas Tranströmer
  2011 yılında Edebiyat Nobel Ödülü Tomas Tranströmer verildi "Onun sıkıştırılmış, yarı saydam görüntüleri ile, bizi gerçeğe eriştirir,"


NOBEL BARIŞ ÖDÜLÜ
Ellen Johnson Sirleaf, Leymah Gbowee, Tawakkol Karman
   Nobel Barış Ödülü 2011 Ellen Johnson Sirleaf, Leymah Gbowee ve Tawakkol Karman arasında ortaklaşa verildi "kadınların güvenliği için şiddet içermeyen bir mücadele ve barışı inşa çalışmalarına tam katılımı ve  kadın hakları için çalışmaları ile" .


EKONOMIK BILIMLERI ÖDÜLÜ
Thomas J. Sargent, Christopher A. Sims
  Alfred Nobel 2004 Bellek Ekonomik Bilimler Sveriges Riksbank Ödülü ;Finn E. Kydland ve Edward C. Prescott'a ortaklaşa verildi : "ekonomik politika tutarlılığı ve iş çevrimleri arkasındaki itici güçlerden, dinamik makroekonomiye katkıları için"


Gelelim Nobel Ödüllerinin çıkış noktası,babası Alfre Nobel'e;


NOBEL ÖDÜLLERİNİN ARKASINDAKİ ADAM
1901 yılından bu yana Nobel Ödülü, fizik, kimya, tıp, edebiyat, ve barış içinde çalışmak için üstün başarıları elde eden dünyanın dört bir yanından gelen erkek ve kadınları onurlandıran bir ödül olmuştur. Alfred Nobel, servetini ''Nobel Ödülü'' kurulması için bıraktı,kurumun temelleri 1895 yılında atıldı.




Ama Alfred Nobel kimdi?
İşte onun,okuyanı dehşete düşürecek biyografisi;

   1833'te varlıklı bir aileden gelen anne Andriette Ahlsell ile mühendis baba Immanuel Nobel'in üçüncü oğlu olarak Stokholm'de dünyaya geldi. Alfred doğduğunda, babası iflas etmişti, dolayısıyla ailesinin maddi durumu iyi değildi. Nobel ailesi 1837'de Finlandiya'ya, 1842 yılında iseSt. Petersburg'a taşınır. St. Petersburg'da babası Immanuel Nobel bir atölye açar, annesi ise bir bakkal dükkânı işletir. Baba Nobel, St. Petersburg'da büyük başarı kazanır ve Rus ordusu için silah üretmeye başlar.

   Alfred Nobel, özel öğretmenler tarafından eğitilir. Doğa bilimleri, dil ve edebiyat alanlarına yoğunlaşır. On yedi yaşına geldiğinde İsveççe, Rusça, Fransızca, İngilizce ve Almanca'yı akıcı bir şekilde konuşabilmektedir. Fizik ve kimyanın yanı sıra, onun bir mühendis olmasını isteyen babasının pek hoşuna gitmese de Alfred İngiliz edebiyatına ve şiire de ilgi duymaktadır.

  Babası tarafından eğitim alması için yurtdışına gönderilir. Paris'te bulunduğu süre zarfında dönemin ünlü kimyageri T. J. Pelouze'nin laboratuvarında çalışır. Burada ayrıca güçlü bir patlayıcı sıvı olan nitrogliserini keşfeden İtalyan kimyager Ascanio Sobrero ile tanışır. Alfred Nobel de nitrogliserin ile ilgilenmektedir.

  Alfred Nobel, 1863 yılından itibaren nitrogliserin ile ilgili çalışmalarına Stokholm'de devam eder. 1864 yılında çalışmalarını yürütürken bir patlama olur. Kazada, küçük kardeşi Emil ile birlikte dört kişi hayatını kaybeder. Alfred Nobel'in Stokholm şehri sınırları dahilinde çalışma yapması yasaklanır. Bunun üzerine Alfred çalışmalarına Malaren Gölü yakınlarındaki bir mavnada devam eder.
   Araştırmalarına devam eden Nobel,1877'de Balistit adını verdiği yeni bir çeşit barut tasarladı. 1879'da, Paris yakınlarındaki Servan'da bir laboratuvar kuran Nobel, buradaki çalışmaları sırasında dumansız barut adını verdiği ve eşit miktarlarda nitrogliserinle nitroselüloz karışımından oluşan, itici barutu buldu.
   Birkaç yıl sonra kordit adlı patlayıcı madde konusunda İngiliz hükümeti aleyhine dava açtı, ancak davayı kaybetti. Bu dönemde Fransa'ya karşı kurulan bir ittifakta İtalya ile işbirliği yapan Nobel, aleyhindeki kampanyalar sonucunda Paris'i terk ederek İtalya'nın San Remo şehrine yerleşti, laboratuvarını da oraya taşıdı.
   Nobel, San Remo'da 1896 yılında beyin kanaması sonucu öldü. Vasiyetinde, mirasının Nobel Ödüllerinin enstitüleştirilmesi yönünde kullanılmasını ve 33.200.000 kronunun her yıl insanlığa hizmette bulunanlara sunulmasını istemiştir.

Alfred Nobel ve Onun Özdeyişleri;
Alfred Nobel'in yaşamında ''Edebiyat'ın''önemli bir rolü vardır.. Fırsatları, kendi düşüncelerini,hayatlarını,diğer insanların çevre ile ilişkilerini daha iyi anlaşılmasını sağlamak için çeşitli yazınsal formlarla kendini ifade etmiştir.Alfred Nobel, önemli Avrupa edebi eserlerini birarada barındıran kapsamlı bir kütüphaneye sahipti vardı.Shelley ve Byron'dan esinlenerek,genç bir idealist olarak İngilizce şiirler yazdı. Hayatının sonlarına doğru,o ünlü trajedi Nemesis'i yazdı...Onun kendini en iyi ifade biçimi özdeyişleriydi.İşte o okkalı özdeyişlerinden bir kaçını sunmak istiyorum;


Kendine gösterdiğin, fakat başkalarına göstermediğin saygı gün ışığında duramayan bir mücevhere benzer.

Dürüst adam genellikle bir yalancıdır.

Umut gerçeğin çıplaklığını gizleyen doğal bir örtüdür.

Bir kalbi sevmesi için zorlayamassın ama bir mideyi yediğini sindirmesi için iknaya zorlayabilirsin.

Ayın Yazarı: Adam Fawer

Kendisi Olasılıksız kitabı ile 'Yok artık!' dedirten Amerikalı deha; zamanın ötesinden gelmiş uzaylı; matematik ve olasılığa yeni bir bakış açısı getirebilmiş insandır.
Yani o kadar dersini aldım, böyle olasılık görmedim.
En yakışıklı resmini koyayım diye aradım taradım; anca bu okuyucu.

Hayat hikayesine gelirsek özet olarak
"Pennsylvania üniversitesi işletme bölüm mezunu. Sony music, j.p. morgan'da operasyon şefi olarak görev yaptı. İlk romanı olasılıksız 5 dile çevrildi. Eşi meredith ve çocukları; phineas'la ve bir sürü akvaryum balığıyla birlikte brooklyn'deki evinde yaşamakta."
imiş okuyucu.

Takip ettiğim yazar olaraktan
Bir kaç çok sevdiğim sözlerini vermek isterim;
''İnsanı en çok üzen şey; Ummadıkları kişiler adam olurken,
adam sandıklarının insan bile olamamış olmasıdır.''

"Bilmelisin ki geride bıraktıkların ileriye gitmeni engelleyecek;
Unutma ileri gidebilmek için arkandakileri bırakman gerek."

Daha merak edenleri bir diğer blog ekibimizin hazırladığı yazıyı okumaya davet ederim isme tıklayın:
Çeviri için de teşekkür ediyoruz kendisine.


En son size yayınlanmış bir ropörtajından bir bölüm de verip tekrardan kitabını okumaya döner ben okuyucu;
eee, yorumlayacaksam eserleri bir bakmakta fayda var.

tıkla, tıkla da oku; elini korkak alıştırma :)

Yazarın bizde çıkan Kitaplarının Yorumlarında da görüşmek üzere...

Çarşamba, Kasım 02, 2011

Buzz devri 4 pek yakında:)

BUZ DEVRİ4 (ICE AGE4)
Buz Devri kahramanları Manny, Diego, ve Sid tufan sonrası kendilerini bir maceranın içerisinde bulurlar. Sürünün geri kalanından ayrı, destansı bir denizcilik arayışına çıkarlar. Derme çatma bir gemi ile yollarına devam ederler.

Bu macerada; kahraman olmak ve imkansızı başarmak isteyen Manny ve çetesini, daha önce hiç karşı karşıya gelmedikleri bir grup acımasız korsan karşılar.."


Ice Age 4: Continental Drift (3D), 13 Temmuz 2012'de sinemaseverlerle buluşacak.






Pazartesi, Ekim 31, 2011

Just Married - Yeni Evli



Filmimiz yepisyeni evli çiftimizin balayından dönüşü ile başlar.
Havaalanında birbirine atmediklerini bırakmayan ikili
(biri gidip kendinden bilmem kaç yaş büyük kadında ne bulduysa evlenen Ashton Kutcher olduğunu belirtmeliyim)
aslında birbirlerini deliler gibi seviyordur ama izleyeceğiniz süper komik felaketlere sahne olan balayı onları ayrı düşürmüştür.
Kızımız zengin ve havai güzel oğlumuz ise fakir ama gururlu cillop olup
kızın ailesi bizimkini sevmez hatta kızın eski sevgilisi midir nedir bir şapşalı daha cazip bulmaktadırlar nitekim evlenmelerini iyi karşılamış gibi yaparlar.
Eklemeden geçemicim Ashton'a damatlık hic yakışmamış;
bi şey giymeseymiş daha iyi bence :)
Nese bir gelinin saçmalama heyzeyanları ile olamayan ilk geceyi uçakta geçirmek isterken rezil olduktan sonra araba ve otelde de şanssızlıklar peşlerini bırakmaz ve farklılıkları iyice ortaya çıkar.
İtiraflar ve Peter yılışığınında araya girmesiyle kopar bağlar ve severek ayrılırlar.
Sonra esas oğlan duygusal bir konuşma ile kızı bağlar.
Ve the mutlu son :)

Romantik komedicilere bu film kesinlikle tavsiyemdir!
7/10

Pazar, Ekim 30, 2011

Popüler Kitaplardan Haberler

Pucca
Pucca Günlük ve Geri Kalan Herşey
Türkiye'de blog denince akla ilk onun ismi geldi. Birçok insanın blog açma nedeni olurken, onu okuyan herkesin bazen dert ortağı, bazen de en çok güldüğü arkadaşı oldu. Kendine bestseller yazarların arasında sağlam bir yer edinen Pucca, maceralarına devam ediyor.

İlk kitabı "Küçük Aptalın Büyük Dünyası", "blog" nedir bilen bilmeyen herkesin tatil çantasındaki yerini aldı. Pucca, ünlü - ünsüz, onu okuyan herkesi kendisine hayran bıraktı. Yazdıklarını okuyan onunla birlikte öfkelendi, onunla birlikte ağladı, onun şapşallıklarına karnı ağrıyana kadar güldü.
Okurlar, aylarca hikayenin devamını bekledi, Pucca ise hep bir mutlu sonu...
 Şimdi zamanı geldi, Pucca, merakla beklenen ikinci kitabı
"Pucca Günlük ve Geri Kalan Her Şey" le aramızda!

İlk kitabının aksine, Pucca ikinci kitapta neyi, kimi anlatıyor kimse bilmiyor. Sürprizlerle dolu geri kalanlarda, Pucca'nın eğlenceli, komik, bazen de hüzünlü anlatımıyla günlüğün devamını okuyoruz. Yazarımız, ikinci kitaptan sonra battaniyenin altından çıktı, farklı ve yepyeni bir dünyada yerini aldı.

Şimdi biz de hep birlikte battaniyelerimizin altından çıkıp onun yeni dünyasına giriyoruz.

--------------------------------------------------------------------------------------------
Agnès Michaux
Kadın Düşmanı Sözlük
Fransız yazar Agnès Michaux'nun ünlü yazarların çeşitli eserlerinden derlediği Kadın Düşmanı Sözlük, çoğu okur için dostu-düşmanı tanıma sanatı niteliğinde belki. Ama aslında kadın düşmanlığı konusuna daha farklı bir açıdan bakmamızı sağlayacak eğlenceli bir araç...

Agnès Michaux'yu Kadın Düşmanı Sözlük adlı kitabından ötürü bir anti-feminizm militanı sanıyorsanız, yanılıyorsunuz!

Bu kitap sadece Michaux'nun iyi satranç oynadığını kanıtlıyor: Rakibini alt etmek için önce ona kibir pompala; kaleyi ver, şahı al!

"ERKEKLER APTAL KADINLARA BAYILIRLAR"

Tatlım, eğer bir erkeği elinden kaçırmak istemiyorsan, ona delice âşık ol, burnunun dibinden, kollarının arasından ayrılma, tüm şakalarına kahkahalarla gül, belden aşağı konuştuğunda yüzün kızarsın, sana anlattıklarını anlamazlıktan gel, titre, inle, betin benzin atsın, ağla, safça sorular sor. O bilgiç olduğunda sen cahil ol.

Kel kafasından zekâ fışkırdığını söyle, koca göbeğinin yumuşak ve rahat olduğunu belirt, ter kokusundan hoşlan, horlamalarını ninniye benzet, uyuklamasının sevecenliğinden dem vur, ufacık cinsel organına sevimlilik atfet, erken boşalmalarının ne derece yoğun olduğunu vurgula, iktidarsızlıklarını eğitici olarak değerlendir. Fantezilerinin umulmadık olduğunu düşün.
Onu değerli kıl, hayran ol, aptal ol.

WOLINSKI, La morale (Ahlak), 1992 Yüzyıllardır edebi dehası, zekâsı, romantizm anlayışı ya da hayata bakışıyla kadınları büyüleyen o isimleri yeterince tanıyor muyuz? Gülünç önyargıları ve yer yer sinir bozucu tanımlamalarıyla kadınlarla arasına derin uçurumlar çizen sivri dillileri tanımak istiyorsanız, Kadın Düşmanı Sözlük yol göstericiniz olacak. Üstelik bu sözlerin altına atılan imzalar sadece erkeklere ait değil!

Kadınlar hakkındaki genellemeleriyle onları oyuna başlamadan sahadan atanları öğrenince şaşıracaksınız:

Euripides, Voltaire, Sartre, Freud, Proudhon ya da Nietzsche gibi kalburüstü düşünürler; Baudelaire, Hugo, Proust, Goethe ya da Faulkner gibi ünlü şairler/yazarlar; Napolyon, Woody Allen, Aziz Pavlus ya da Ayetullah Muntazeri gibi beklenmedik isimler; hatta Marie Antoinette, Madonna ya da Kraliçe Victoria gibi bazı kadınlar...

Kadın Düşmanı Sözlük'te derlenen kadın düşmanı zırvaları yumurtlayanlar cahil, ilkel, kaba, maço, sıradan erkekler değil de, tarihte iz bırakmış, hatta hepimizi büyüleyen önemli edebi yapıtlar vermiş, başka haklı davaların savunuculuğunu yapmış, üst düzey eğitimli, akıllı, kıvrak zekâlı insanlar olduğunda, sadece gülüp geçmek kolay değil elbette!

Cuma, Ekim 28, 2011

Biz Blog Ekibi olarak Atamızı Saygıyla anıyoruz...
Atatürk'ümüzden anlamlı bir vecizeyle kutlayamadığımız 29 Ekim Cumhuriyet Bayramımızı Kutluyoruz!
*Her fert istediğini düşünmek, istediğine inanmak, kendine mahsus siyasi bir fikre sahip olmak, seçtiği bir dinin icaplarını yapmak veya yapmamak hak ve hürriyetine sahiptir. Kimsenin fikrine ve vicdanına hakim olunamaz.

Salı, Ekim 25, 2011

Elise Title - Kimseler Duymasın


 Kitabımız 1994 Ekim yayını Harlequin temptation'dan 
Elise Title - Kimseler Duymasın.


Giriş yazısı sıkıcı geliyor,

Ama devamını okursanız pişman olmazsınız.

Dev mağazalar zinciri sahibi Alexander Fortun

mutsuz evlilikten 4 oğul sahibidir.

Bu sebepten mi neden bilinmez vasiyetinde oğullarına mirası almak istiyorsanız hiç 
evlenmeyeceksiniz şartı koydurmuştur.

Peter Fortun için hava hoş tabi çünkü geçmişindeki hata evliliğinden sonra
asla düşünmemekte evliliği. 
Ama ona şans getirdiğine inandığı Homburg şapkasını kaybettiği andan itibaren beni gülmekten 
yerlere yatıran olaylar zinciri sonucunda karşısında Dr. Elizabeth Merchant'ı buluveriyor.

 Kariyerini her şeyin üstünde tutan genç güzel kadını.
O da yeni fırsat niteliğindeki işini evliliğe tercih edecek biri değil.

Sonunda aşk mı, para ve kariyer mi kazanacak okuyun derim.

Birbirinden eğlenceli diyaloglar ve renkli karakterlere sahip kitap.

Jessica Oppenheimer Dr Engel Keller. ve özellikle Fortun kardeşlere bayıldım.

Birine de ben talip mi olsam napsam :)

Kitap tavsiyemdir şimdiden kahkahaları garanti ederim. 

Kitapta çok bahsi geçen Homburg konusunda öyle merak ettim ki netten baktım nasılmış diye... İşte böyle bir şey çıktı kendisi:



Aslında bir de kitabın seri olmasından şüpheleniyorum. 

Tüm Fortune kardeşlerin paradan vazgeçip aşkı bulmasını anlatmış olabilir yazar.

Ben bunu bir araştırayım varsa diğer kitapların haber ve yorumlarıyla dönerim.

Yazarı da araştırmaya layık görüyorum. 

Diğer kitaplarınında okunası olduklarından eminim.

Cumartesi, Ekim 22, 2011

Bir Hikaye; Tanıdık Geldi mi?

Birden uyanıyorum.
Üzerimde bir ağırlık, örtü bu.
Kanepenin üzerinde uyuyakalmışım, Ahmet örtmüş olacak.
Kapı çalıyor. Ama çalmak değil, yumruklamak.

Ayağa kalkmaya çalıştım; "Sen dur." dedi.
Kapı öyle bir vuruluyor ki artık; kırılacak sandım.

Titredim; üşümüyorum, korkudan.
Birden odaya gelen iri yarı adamların gözleri hiç iyi şeyler anlatmıyor çünkü.
Sırtlarında asılı tüfekleri var çünkü.

"Bize içeceh ver." dedi birisi.
Eşime baktım, gözleri ne derlerse yap diyordu sanki, başını sallıyor.

Mutfağa gidiyorum, titrek ellerimle dökmeden çayı bardaklara doldurmaya çalışıyorum.
Bir yandan da kulağım salonda:
...
"Ne yüzden buralere geldiğiz?"
"Tayin."
"Hökümet mi yolledi?"
"Evet."
"Hangi sebeplen?"
"Burada öğretmene ihtiyaç varmış."
"Ögretmensin. he?"
"Evet."
"Ne ögretiyorsun?"
"Okuma-yazma diyelim"
"Atatürk'de anlatiyorsun?"
"Evet."
"Neden?"
"Ders konumuzda var..."
"Seversin onu?"
"Atatürk'ü mü?"
...
Bu kadar duyabildiklerim.
Çay tepsisini alıp içeri götürecekken de onlar Ahmet'i dısarı sürüklüyorlar.
"Nereyee?"
"Çehil baci, şo gebe halınla ayağimize dolenme!"

Ne dediysem dinletemiyorum, engel olamıyorum.
Arkalarından gidiyorum ama yeterince hızlı olamıyorum.

Orada, sokağın ortasında eşim dizlerinin üstünde.
Elindeki silahı onun başına tutan bir adam tepesinde.

Bir patlama sesi...

"Hayıııııır!"

yetişemiyorum.

"Neden?" bağırıyorum "Neden, biz size ne yaptık?"

Ellerini kollarını sallayarak gidiyorlar.
Bakmıyorlar bile arkalarına.
Ama ben görüyorum.
Başında al bir şelale, yere düşüyor Ahmet'im.

Haykırıyorum, "Yardım ediiin!"
Kimse duymuyor, duymak istemiyor.
Yanına gidiyorum: "Her şey iyi olacak, iyi olacaksın."
Kapılara vuruyorum: "Lütfen, lütfen yardım edin!"

Sonunda bir tanesi açılıyor; muhtarın kapısı.
O da ağzımı kapatıyor: "Sen bizim başımızı da derde sokacaksın kadın! Sus!"

Eve koşuyorum; soğuktan telefonlar çalışmıyor.
Kimse gelmiyor, kimse yardım etmiyor!

Orada gözleri son kez sıcaklıkla bakarken bana...
Konuşamıyor ama ben anlıyorum; elini kaldırıyor ama gücü yetmiyor, ben götürüyorum karnıma.
"Yokluğumda kızıma iyi bak diyor gözleri, "Sensiz olmaz, gidemezsin!" diyor sözlerim

Sabaha buluyor jandarmalar bizi; kucağımda Ahmet, karlar birikmiş üzerimize.
Yakalanamıyor katilleri, al bayraklara sarılıyor cenazesi...

Yine bir kış gecesi kızı soruyor: "Anne, benim babam neden yok?"
Cevap veremiyorum, bende bilmiyorum. Neden yoksun?
Neden aldılar seni bizden?

Başkaları anlatıyor:
"Senin babanda şehit yavrum diyorlar; ülkesindeki insanlar eğitimsiz kalıp birbirine kötülük yapmasınlar diye savaştı."
Anlamaz diye korkuyorum, şimdi bin bir soru soracak; ama yavaşça başını sallıyor, nereden duyduysa "Şehitler ölmez vatan bölünmez." diyor.
Ağırbaşlı halleri öyle sana benziyor.
Kızın biliyor, anlıyor. Yokluğunda bana varlığını hatırlatıyor.

Ben mi?
Ben halimi hatrımı soranlara iyiyim diyorum.
Öylesine zamansızdı ki gidişin; öylesine yarım bıraktın ki beni iyi olamıyorum.
Ne istediler bizden, bir cevap cevap arıyorum.

Duyanlar başın sağ olsun diyor; ne denir ki?
Ne diyebilirim  ki?
"Vatan sağ olsun!"

***

Gerçek bir hikayeydi bu; televizyondan dinledim.
Öylesi etkiledi ki beni ne kalemime engel olabildim ne anlatma isteğime.

Öğretmenleri, korucuları, polisleri,
daha bir çok suçsuz sivili böyle ailelerinden almışlar.
Hayatlarını çalmışlar.

Yazdım bende hikayesini...
Neyi değiştirir bilemedim ama yazdım.
Vicdan borcumdur, dikkatleri çeker belki.
Belki birileri duyar diye yazdım.

Ahmet Öğretmenin tam hikayesi önümüzdeki günlerde:

Perşembe, Ekim 20, 2011

Şehit mi düşmüş asker? Ondan mı cennet kokuyor her yer?

'Hayatı Blogluyoruz' ekibi olarak şehitlerimize rahmet, ailelerine baş sağlığı diliyoruz.
Ruhları şad olsun.
Biliyoruz ki buraya yazmak hiç bir bir şeyi değiştirmeyecek...
Yine de yanlarında olduklarımızı bilsinler istedik.


Kara harekatına çıkan mehmetçiklerimizin de Allah yardımcısı olsun diyoruz.
Ekip olarak tarafsız duruşumuz nedeniyle fikir belirtemiyoruz ama tüm bunların sorumlularına lanet ediyoruz.


Blog yayınımıza bir süre sonra kaldığımız yerden devam edilecektir.

Salı, Ekim 18, 2011

Blog Mutfağının Özel Seçim Kitaplarından;


Ladies 'Home Journal Book Club 
Ladies Home Journal Kitap Kulübü Resmi Seçimi:
Julia Glass-The Widower's Tale
Gerçekler, şaşırtıcı derecede tersine dönen bir şans  hevesle gözlenen tempolu bir hikaye de dönmeye başlar. Dramatik, düşündürücü ve son derece tatmin edici bir roman...

Yazar Hakkında:
Julia Glass, Three Junes'un yazarı , 2002 Ulusal Kitap Ödülü'nü layık görüldü ,The Whole World Over; and I See You Everywhere, 2009 Binghamton Üniversitesi'nde John Gardner Kitap Ödülü sahibi.oldu. Sanat, New York Sanat Vakfı, Radcliffe Institute for Advanced Study National Endowment'dan  burs aldı.Onun bu kadar kısa öyküsü kısa zamanda ona çeşitli ödüller kazandırdı. Massachusetts ailesi ile birlikte yaşıyor